bilig-10/Yaz '99

MAHTUMKULU’NUN EDEBİ ŞAHSİYETİNDE İKİNCİ TABAKA
VE YESEVİ DÜŞÜNCESİ

 

Prof. Dr. Muhammetnazar ANNAMUHAMMEDOV
Türkmen Devlet Pedagoji Enstitüsü

 

ÖZET 

XVIII. asır Türkmen klâsik şairi ve meşhur bilge Mahtumkulu’nun edebî şahsiyetinin oluşmasında Tasavvuf ilminin derin bir tesiri olmuştur. Mahtumkulu; edebî üstad olarak gördüğü mutasavvıf şahsiyetler arasında Ahmet Yesevî’ye de yer vermiş, onun kendisinden önceki tecrübe ve birikimlerinden yararlanarak yeni yorum ve metodlarla bizzat şekillendirdiği sufistik çizgiyi devam ettirmiş, geliştirmiş; böylece özelde Hazar ötesi Türkmen toplumuna olduğu kadar, sınırları Büyük Okyanus’a kadar uzayıp giden Türk Dünyası’na da önemli bir edebî-manevî miras bırakmıştır.

Eserlerinde Ahmet Yesevî’yi «iklim sahibi» olarak nitelendiren ve onun tasavvuf dünyasını yeri geldiğinde en ince ayrıntılarıyla işleyen Mahtumkulu, XVIII. asırda Türk Tasavvuf Edebiyatı’nın bir halkasını teşkil ederken, XI-XII. asırlarda Orta Asya Türk toplumunu manevî bir fırtına gibi sarsan Hoca Yusuf Hemadânî dervişlerinin öncülüğünü yaptıkları Türk tasavvuf hareketinin de farkında idi.

Sufizm akımı önceleri (Emevîler devrinde) tepkisiz muhalefeti temsil ederken, şimdi mücadeleyi ifade ediyordu. Bu şartlar içinde sufizmin sosyal yönü iyice belirginleşiyor, özgür düşünme ve hadiselere karşı dolaylı veya dolaysız tepki gösterme eğilimi kendini gösteriyordu. Artık zulüm edene «zalim», İslâm dinini bilmeyene «cahil» deniliyor, toplumu bilgisiz bırakan ve menfaatleri için kullanan din adamları acımasızca eleştiriliyordu.

XVIII. asır şartları da XII. asrın şartlarından farklı değildi. Mahtumkulu çağı olan ve pek çok yönlerden Yesevî çağının özelliklerini yansıtan bu dönemde de, insan ve toplum ilişkileri, insanî değerler, bilgi ile bilgisizliğin arasındaki uçurum, haksızlık, adaletsizlik, insanların nefislerine kul olmaları, nefse kul olmanın ürettiği toplumsal hastalıklar... hep şikâyet konusu idi. Ahmet Yesevî toplumdan ve toplumsal hastalıklardan bir çıkış aradığı gibi, Mahtumkulu da onun yolundan ilerleyerek insanını-toplumunu aydınlığa çıkarmaya çalıştı. Böylece insanların aşka yönelmelerini, birbirlerini sevmelerini, cehaletle mücadele etmelerini, emeğe saygı duymalarını, helâl rızık kazanmalarını tavsiye ederek, fertten topluma uzanan ve kalp temizliğini esas alan bir öğreti tesis etti.


Anahtar Kelimeler :   Mutasavvıf Şahsiyet, Edebî Etkileşim, Kâmil İnsan-Kâmil Toplum.

 

Ana Sayfa e-mail İçindekiler Yayın İlkeleri Dizin Eski Sayılar