SÖZCÜK SANATI
EDEBİYATTAN (Cengiz Aytmatov’un
"Al Yazmalım, Selvi Boylum"adlı eserinden |
H. Hale KÜNÜÇEN |
ÖZET Sanat, insanın kendisini anlattığı bir alandır. Başka bir
ifadeyle, insanın kendisini ifade etme yollarından birisidir. Hangi sanat alanında
olursa olsun bir sanat eseri biçimi yoluyla somutlaşır. Bu anlamda, sanat eserine
biçim verme endişesi bütün sanatlarda ortaktır. Fark, biçim verilen malzemededir. Örneğin, edebiyat
sözlere biçim verir. Sinema ise görüntülerle bir anlam yaratmaya çalışır. Bir
sanat eserinin biçimi, genellikle yansıtmaya çalıştığı nesnelerin biçimlerinden
sanatçısının ona kattığı kendi nesnel varoluşunun dışındaki anlamıyla,
imgesiyle ayrılır. Bir çiçeğin, edebiyatta sözcüklerle anlatımı ile sinema
perdesine yansıyan görüntüsü arasında aktarılışından kaynaklanan farklar
vardır. Aktarılış biçiminden doğan farklar, fiziksel değişime bağlı olarak
içeriğin aktarılışına yansır. Dolayısıyla mesajın iletilme biçimi
farklılaşır. Örneğin, sinemanın biçimini meydana getiren görüntünün sadece
mesajın bir taşıyıcısı değil, hatta kendisi olduğu söylenebilir. Birbirinden farklı malzemelerle,
farklı anlatım özelliklerine sahip sanat dalları, birbirlerinin içerik ve
biçimlerinin yanısıra konu ve temalarından da yararlanmaktadırlar. Bunlardan
özellikle edebiyat ve sinema arasında, sinemanın doğuşundan başlayarak devam eden
bir ilişki söz konusudur. Sinemanın edebiyatın hazır malzemesinden yararlanarak
senaryolaştırılan uyarlamalar bu ilişkinin en yoğun yaşandığı örneklerdir. Bu
çalışmada edebiyattan sinemaya yapılan uyarlamalar konu edilerek örnek bir uyarlama
üzerinde konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda
edebiyatın dili ile sinemaya aktarılan bir konu-temanın, eserin özgün atmosferini
bozmadan sinemanın kendi anlatım diliyle asıl eserin özünü ve sözünü yeniden
kurması gerektiği saptanmıştır. |
Anahtar Kelimeler : Sanat, Edebiyat, Sinema, Uyarlama, Görsellik, Sevgi, Emek |