|
Elinizdeki sayı ile
birlikte bir yılı daha geride bırakıyoruz. Böylece bilig dergisi
de sekizinci yılına girmiş olacak. Uzun ve dünya tarihinde izler
bırakan bir geçmişe sahip olmamıza rağmen yayını eskilere giden
dergi sayımız çok fazla değil. Dergimizin yayına başlamasının
üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasa da bizim şartlarımız açısından
yaşadığımız yedi yıl önemli. Demek ki Türk dünyasında 1990'lı
yılların ardından ortaya çıkan yeni yapılanma belli kesimlerde
hemen yansıma bulmuş ve önce Ahmet Yesevi Üniversitesi, akabinde
de bu dünyanın sosyal bilimler alanındaki değerlendirmelerini
kendisine konu edinecek bir dergi olarak bilig doğmuş. Gelecekte
önemli dönüm noktalarının dergimiz açısından bir değerlendirilmesi
mutlaka yapılacaktır. Son günlerini yaşamakta olduğumuz 2002
yılı, Türk dünyası ile ilişkilerin onuncu yılı idi. Bu anlamlı
tarihi fırsat bilip sağlıklı değerlendirmelerle sözü edilen
ilişkiler enine boyuna gözden geçirilmeliydi. Bazı iyi niyetli
girişimler üzülerek belirtelim ki bekleneni vermekten uzak faaliyetler
olarak kaldı. Dahası onuncu yılda dikkat çeken bir başka görüntü
ise Türkiye'de yaşayanların Türk dünyasına yönelik eski heyecanlarını
yitirmiş olmaları. Toplum, adeta beklentileri gerçekleşmiş gibi
bir rahatlık içinde. Bunda kuşkusuz son yıllarda çok fazla kendi
derdimize düşmüş olmanın etkileri var ama herhalde başka sebepler
de söz konusu. Oysa siyasi ilişkiler işin başlangıcı. Asıl yapılacak
işler bunun arkasından gelmeli. Ahmet Yesevi Üniversitesi ve
ona bağlı bir yayın organı olan bilig dergisi olarak bizler,
bu ilgisizlik karşısında üzerimizdeki yükün ağırlığını daha
çok hisseden ve o oranda da daha çok sorumluluk taşıyan bir
yaklaşımla görevimizi yapmaya devam ediyoruz. Bu sayıda da yine
Türk dünyasının dil, edebiyat, tarih, siyaset ve ekonomi alanında
yazılmış özgün yazılarla okuyucunun karşısındayız. Yapılan bu
özverili işin günümüzde ne anlama geldiği belki çok iyi anlaşılmayabilir
ama atılan bu adımlar mutlaka gelecekte olumlu sonuçlar doğuracaktır.
Sunuşumuzu bir özürle noktalamak
istiyorum. Geçen sayımızın tanıtım bölümünde yer alan Türkmen
Türkçesi Üzerine Yeni Araştırmalar ile Lamii Çelebi, Bir Bursa
Efsanesi Münazara-i Sultan-ı Bahar bâ-Şehriyar-ı Şitâ adlı yazılar,
dizgi hataları ve atlamalarla okuyucunun karşısına çıkmış. Bu
aksaklık için değerli yazarlar Prof. Dr. Mustafa Uğurlu ve Yrd.
Doç. Dr. F. Sabiha Kutlar'dan özür diliyoruz.
|