|
ÖZET
Türk edebiyatinin Tanzimat ile birlikte farkli açilimlara
yöneldigi Batililasma süreci, ‘Yeni Türk
Edebiyati’ adiyla temellendirilir. Tanzimat’in ilani
(1839) ile baslayan toplumsal ve siyasal gelisim-ilk örnek
yapitlariyla - 1860 yilinda edebiyatimizdaki yansimalarini bulur.
Yeni Türk edebiyatinin baslangici sayilan bu süreç,
günümüze kadar olan Türk edebiyatinin da Bati’li
tarzda bir yol haritasini çizmis olur.
Editörlügünü Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ’in
yaptigi, Yeni Türk Edebiyati El Kitabi (1839-2000) adli eser,
Grafiker Yayinlari arasinda çikmistir. Yazarlar grubunda
yer alan Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ, Prof. Dr. Hülya ARGUNSAH,
Doç. Dr. Ali Ihsan KOLCU, Yard. Doç. Dr. Aysenur
KÜLAHLIOGLU ISLAM, Yard. Doç. Dr. Cafer GARIPER, Yard.
Doç. Dr. Osman GÜNDÜZ ve Yard. Doç. Dr.
Tarik ÖZCAN alanlarindaki tecrübelerini ve bilgi birikimlerini,
göznuruyla birlestirerek kapsamli bir eser meydana getirmislerdir.
Uzun ve yorucu bilimsel çalismalarin kaynaklarla desteklendigi
eser, 454 sayfadan ibaret olup: ‘Içindekiler’
(s.1-4); ‘Önsöz’ (s.5-6) ve 10 müstakil
bölüm (s.7-454) halinde düzenlenmistir.
Eserin, ‘Yeni Türk Edebiyatina Giris’ (s. 7-36)
basligini tasiyan birinci bölümünde Prof. Dr. Ramazan
KORKMAZ, Tanzimat’in arka-plan kültüründen
baslayarak Tanzimat/yahut/Osmanli modernlesmesine kadar olan edebiyatimizin,
uzun soluklu yolculuguna çikistaki temel izleklerini verir.
Osmanli’daki “modernlesme çabalarinin, ya hudutsuz
bir kendine güven açmazinda, ya da asiri bir güvensizligin
yarattigi yine hudutsuz bir hayranlik duygusu veya asagilik kompleksi
ile sagliksiz bir zeminde ve kesintili süreçlerde
gelistigini” (s. 39) belirten Korkmaz, 19. yüzyilin
sosyo-kültürel alandaki Osmanli modernlesmesinin edebi
yönelislere de yansidigini belirtir ve bunu ilk dönem
denemeleriyle örneklendirir. Dolayisiyla bizdeki modernlesme
sürecinin, dünyadaki aydinlanma süreci ile temellendigi
sonucuna varilir.
Eserin, ‘Yenilesmenin Baslangici ve Öncüleri:
Sinasi - Namik Kemal - Ziya Pasa’ (s. 37-76) olarak basliklandirilan
ikinci bölümünde yazar, Yard. Doç. Dr. Cafer
GARIPER’dir. Sinasi-Namik Kemal ve Ziya Pasa’nin olusturdugu
Tanzimat’in birinci dönemine isik tutan yaklasimlariyla
Gariper: “Yenilesme hareketi edebiyatta yapacagi yenilige
dilde vücuda getirdigi degismeyle birlikte girer.”
(s.44) degerlendirmesi ile, bu dönem siir ve düzyazisindaki
degisim ve gelisim asamalarini, teorik arayislarla da birlestirerek
çözümler.
Eserin, ‘Yenilesmenin Ikinci Kusagi: Ekrem-Hâmid-Sezaî
Mektebi’ (s .77-104) olarak sekillendirilen üçüncü
bölümünde Doç. Dr. Ali Ihsan KOLCU, Tanzimat’in
birinci dönemindeki öncülerden miras devralan Ekrem,
Hamid ve Sezai mektebinin arka-plan kültürüne ayna
tutarak, bu dönem yazin hayatini irdeler. Ekrem ile baslayan
Tanzimat’in ikinci dönemi; siirden-düzyaziya,
edebi yeniliklerin yansimalarini tasir. Kolcu, anlatima dayali
bir tür olan romanin, Türk edebiyatinin gerçekçi
(realist) çizgideki ilk yansimalarindan biri olan Ekrem’in
‘Araba Sevdasi’ni analitik olarak çözümler
ve Tanzimat romaninin tip ve izleksel yapisini betimler. Metafizik
ürperisleriyle Hamid’in edebiyatimizdaki yeri belirlenirken
çikis noktasi olarak daha önce verilmis kararlar yerine,
Hamid’in eserleri esas alinir. Kolcu’nun Sami Pasazade
Sezai’nin ‘Sergüzest’ incelemesi de yine
eserden yazara giden bir anlayis üzerine kurulur.
Eserin dördüncü bölümü, ‘Geçis
Dönemi Nesli: Ara Nesil’ (s. 105-118) basliklandirmasiyla
Yard. Doç. Dr. Cafer GARIPER imzasini tasir. Gariper, klasik
edebiyat ile yeni edebiyat arasinda sürdürülen
arayisin taraflarina “eski” ve “yeni”
düzleminde bir yaklasim sergiler. “Eski”yi devam
ettirenlerin; “eski” ile “yeni” arasinda
yer alanlarin; giderek yenilikçilerin olusturdugu ‘Ara
Nesil’, bir bakima kendilerinden sonra olusacak farkli yönelimlerin
de habercisi olur.
Bireysel duygu ve yönelimlerle Tanzimat’in ikinci dönemi
ve ‘Ara Nesil’ sanatçilarinin sekillendirdigi
‘Servet-i Fünun Edebiyati’ (s. 119-164), besinci
bölüm basligiyla ve Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ bakis
açisiyla verilir. Bu bölüm, Servet-i Fünun
döneminin siirden, düzyaziya degin bütün edebi
türlerini, analitik bir çözümleme yöntemi
ile yansitir. Servet-i Fünun dönemini genel özellikleriyle
degerlendiren Korkmaz, Halit Ziya Usakligil’in ‘Ask-i
Memnu’ romani üzerinde yapisalci ve psikanalitik bir
yaklasimla örnek bir okuma denemesi yapar. Korkmaz, bu okumasinda:
“Ask-i Memnu, geleneksel baglamda epigin ve masalin biçimlendirdigi
soylu insan tipolojisini kökten yikarak yerine, düsleri
ile gerçekleri arasina sikismis siradan insanlari koyar.”
(s.166) diyerek Ask-i Memnu’nun, olay örgütleyici
bir anlatidan karakter sentezleyici anlatima geçmesi bakimindan
Türk romaninin dönüm noktasi olusturdugunu söyler.
Prof. Dr. Hülya ARGUNSAH tarafindan kaleme alinan altinci
bölüm, ‘Millî Edebiyat’ (s. 165-214)
basligini tasir. Türk edebiyatinin baslangicindan itibaren
ulusal çizgideki yol haritasi çizilen bu bölümde,
toplumsal ve kültürel boyutlu bir yaklasimla dönem,
asli mecrasinda irdelenir. Milli edebiyat, ulusal söylemin
boyut kazandigi ve üst seviyelere ulastigi, dil ve kültür
iliskisinin ön plana çikarildigi ve milli hassasiyetlere
önem verildigi bir dönemin adidir. “Millilesme
döneminde önce milli dili bütün yabanci unsurlardan
arindirarak ortaya çikarmak sonra da milli edebiyata ulasmak
planlanmistir.” (s.173-174) Bu temel üzerinde temsilcileri
ile birlikte yükselen milli edebiyat dönemi, Argunsah
tarafindan kapsamli bir sekilde irdelenmistir.
‘Cumhuriyet Dönemi Türk Siiri’ (s. 215-310)
ana basligi ve islevsel nitelikli alt basliklari ile yedinci bölüm,
Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ ve Yard. Doç. Dr. Tarik ÖZCAN
imzalarini tasir.
1920-1935 Cumhuriyet kurulus döneminin; 1935-1960 siirinde,
yeni açilim arayislarinin; 1960-1980 siirinde ideolojik
yönelimlerin ve 1980-2000 siirinde bagimsiz ve bireyci söylemin
sekillendirdigi Cumhuriyet dönemi Türk siiri: “Yasanmis
bir büyük edebi tecrübe alaninin üzerine oturtuldugu
için geçmisin birikimlerinden bir hayli faydalanmistir.”
(s.309) Korkmaz ve Özcan, Cumhuriyet sairi için: “Önceki
dönemin ortak birlikteliklerinin oldugu gibi ödünçlememistir.
Ikonlasan ya da karnavallasan biçimsel ve dilsel ögeleri
yadsiyarak; siir sanatini, izleksel ve imgesel bakimdan zamanin
ihtiyaçlarina yanit verecek bir dönüstürüme
tabi tutmustur.” (s.310) diyerek Cumhuriyet siirinin, geçmisin
birikimleri üzerinde yükselen konumlari ile içeriksel
ve biçimsel gelisimlerine de dikkat çekmislerdir.
Cumhuriyet dönemi Türk siirini çözümlemede
islevsel bir yaklasim sergileyen Korkmaz ve Özcan, yedinci
bölüm ve siniflandirmalari ile özgündürler.
Sekizinci bölüm, ‘Cumhuriyet Dönemi Türk
Hikayesi’ (s. 311-346)’ni yansitir. Yard. Doç.
Dr. Aysegül KÜLAHLIOGLU ISLAM, Cumhuriyet dönemi
ilk öykülerinden baslayarak, yeni arayislarla sekillenen
öykülere, oradan savas sonu öykülerine ve
1960’tan günümüze kendi sesini arayan öykücülere
farkli bir perspektiften bakar. Külahlioglu Islam, “Modern
Türk hikayesinde baslangicindan itibaren önemini hiç
yitirmeden var olan kuvvetli bir toplumsal elestiri mekanizmasindan
söz etmek mümkündür.” (s.319) diyerek
öykü ile sosyal ve kültürel yasam arasindaki
içeriksel boyuta da göndermeler yapar.
‘Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu’ (s. 347-366)
olarak basliklandirilan dokuzuncu bölüm de, Yard. Doç.
Dr. Aysegül KÜLAHLIOGLU ISLAM tarafindan olusturulmustur.
Külahlioglu Islam, “Tiyatro, toplumla ortak degerlerde
birlesmek zorundadir.” (s.353) degerlendirmesiyle, ilk modern
tiyatro çalismalarindan baslayarak Cumhuriyet’in
kurulus yillarina, giderek II. Dünya Savasi yillarindaki
arayislardan, günümüze degin tiyatro türüne
ve sanatçilarina bakista, islevsel ve siradizimsel bir
kompozisyon çizer.
Eserin, son bölümünü/ onuncu bölümünü
olusturan ‘Cumhuriyet Dönemi Türk Romani’
(s. 367-454), Yard. Doç. Dr. Osman GÜNDÜZ tarafindan
kaleme alinir. Gündüz, 1920’li yillardan baslayarak
günümüze Türk romaninin; olusum, gelisim ve
degisim çizgisini, sanatçi ve eserleri de dikkate
alarak tanitir. Gündüz’e göre dönem
romancilari: “temalarina ve konularina paralel olarak anlatim
tekniklerinde de Bati’daki gelismeleri aninda romana yansitmaya
çalismislardir.” (s.375) Gündüz, ideolojilerin,
dönemlerin ve egilimlerin sekillendirdigi Türk romanini
–bireysel ve toplumsal çizgide- Cumhuriyet’in
ilk yillarindan, çagdas döneme kadar tüm asamalarini
irdeleyerek ayrintili bir sekilde tanitmistir.
Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ’in editörlügünün
üstlendigi ‘Yeni Türk Edebiyati El Kitabi (1839-2000)’
adli eser, islevsel nitelikli siniflamalari, bakis açisi
ve örnek çözümlemeleri ile okurlara yeni
ufuklar açacak özellikte bir çalismadir.
Üniversitelerimizdeki akademisyenlerin, lisans, yüksek
lisans ve doktora seviyelerindeki ögrencilerin rahatlikla
faydalanabilecekleri bu eser, ortaögretim kurumlarinda görev
yapan ögretmenlerimizin de alanla ilgili basvurabilecekleri
temel kaynaklardan biri olacagi inancindayiz.
Daha sonraki baskilarda örnek çözümlemelerin
arttirilmasi ve özellikle önsözde de belirtildigi
gibi “Cumhuriyet Döneminde Elestiri”nin eklenmesi
çalismaya daha islevsel bir nitelik kazandiracaktir.
Türk edebiyatinin toplumsal ve bireysel degisimi/ gelisimi
çizgisinde Yeni Türk edebiyatinin baslangicindan 2000’li
yillara kadarki süreçte almis oldugu yolu, farkli
açilimlarla ve çözümlemeleriyle islevsellik
kazandiran Yeni Türk Edebiyati El Kitabi (1839-2000) yazar
grubuna tesekkür ederiz.
|