Ana Sayfa

KAZAKİSTAN

Kazakistan, Rusya ile sınırı en uzun, yüzölçümü ile en büyük bağımsız Türk Cumhuriyeti. “Kartal”ın simgelediği ufuklar ülkesi…

Rusya ile sınırdaş… Çarlık döneminden itibaren Rusya’nın Türkistan’ı işgal planları hep Kazakistan üzerine kurulmuş; Kazakistan, Türkistan’ın kapısı sayılmıştır.

Kazakistan; Kafkasya ve Ortaasya Türk devletleri ile Rusya arasında yaklaşık 3 milyon kilometrekarelik coğrafyası ile bugün de bir şemsiye, bir paratoner gibidir.

“Kazak” adı, bozkır atlısı; hür/serbest; yiğit, mert, cesur anlamlarında bir isim.. “Kazakistan” ise o hür; yiğit, mert insanların ülkesi.. Kanatları ile yücelikleri, hür ve serbest olmayı; pençeleri ile güç-kuvvet  ve kahramanlığı; daima açık, ferli gözleri ile geniş görüş, ileri görüş ve ufukluluğu ifade eden Kartal Kazakistan’a bayrak, alem ve simge olarak seçilmiş…

Kazak” ve “Kartal” bu anlamları ile birbirine yakışan iki sembol.. Kazakistan’ı tarihi, insanı ve coğrafyası ile bu “güç”; “cesaret” ve “mücadele” esprisinden ayıramazsınız. Kazak toplumu, bu hırçın iklim ve coğrafyanın yüzyıllarca süren beraberliğinde hür olmayı; mücadeleci ve cesur olmayı, bir huy, bir karakter olarak edinmiş ve öğrenmiştir. Bir de “Koruyucu” olmayı.. Düşmana karşı güçlü; dostlarına ve kendine sığınana karşı şefkatli; kol-kanat gerici.. Tam da “Türk” karakteri; Türklüğün ontolojik  misyonu…

Kazakistan işte bu misyondur…

“YÜKSELEN BAYRAK İNMEZ!.”

Kazakistan tarihi, bir mücadeleler tarihi...

Bu mücadele sadece sert iklim; çetin coğrafyadan gelmiyor.

Kaderin Rusya ile sınır yaptığı bu ülke/ve insanı, sadece kendileri ve ülkelerinin değil, Rusya’nın bütünüyle Hazar ve ötesi Türk yurtlarına hâkim olma arzularına karşı durmanın da bedelini ödedi..

1552’de Türk yurtlarının en batıdaki önemli merkezi Kazan’ı; 1556’da ise Astrahan’ı topraklarına katan Rusya, Orta Asya’ya bütünüyle hâkim olabilmek için önünde ilk, tek ve zor engel olarak sadece kahraman Kazakları ve Kazakistan’ı gördü.

..Ve Kazakistan’ın 400 yıl sürecek inişli-çıkışlı en çetin dönemi başladı. Rusya, Orta Asya’ya sadece savaşlarla ve ordularla değil; hile, desise, casus ağları ile ve Kazakistan’ı çiğneyerek hakim olabildi.

Ama Kazak Kartalı, uçmaya alışık olduğu yüceliklerden; konduğu yüksekliklerden aşağıya düşmeyi hiçbir zaman kabullenmedi. Kırımlar, kıyımlar; kardeşi-kardeşe; soydaşı-soydaşa düşüren hile ve desiseler onun pes etmesine yetmedi. Ölenler öldü; kalanlar genlerine işlemiş hürriyet tutkusunun yolunca yürüdü.

“Yükselen Bayrak inmedi”: 16 Aralık 1991’deki bağımsızlık ilânı, Kartalın simgelediği özgürlük tutkusunun, Kazakistan Bayrağı ile birlikte bir daha inmemek üzere göndere çekildiği tarih oldu: Kazakistan tekrar bağımsız oldu.

Bağımsızlığın ilanından 15 gün önce, halkın büyük ekseriyetle Cumhurbaşkanı olarak seçtiği bilge-kağan Nursultan Nazarbayev, Kazak törelerine göre beyaz keçe üzerinde yürüyerek oturduğu makamında bu ölmezliği dile getirdi:

“Ben, öz-halkımın, dayanılmaz acılara dayanan; katlanılmaz çilelere katlanan engin sabrına hayranım. Sonsuz ve insafsız istila  sellerinin kemirip-öğüterek sürüklediği zamanlarda ve kanlı kıyımlı günlerde o, çok çile çekse de, sağlam kalabilmeyi başarmıştır.”

Halkına; onun değerlerine inanan ve halkını kendine inandıran lider bu olmalı; böyle olmalı.. Kazakistan’ın tarihî birikimine yakışan da..

NELER GÖRECEKSİNİZ?

Kazakistan’a gidenler sadece

Dünyanın 9’uncu büyük coğrafyası,

İklimi ve tabiatı ile çetin bu vasi coğrafyada bağımsız yaşamaya alışmış,

hürriyetini koruma tarihî içgüdüsü ile gerginleşmiş insanlar ile karşılaşacaklarını düşünmemelidirler.

Zira;

Milletleşme bilincinin; eğitim ve kültür birikiminin, insanı ve toplumu iklim ve doğa şartlarına nasıl egemen kıldığını; hürriyeti için “savaşma” içgüdüsü ile insana ve tabiata esirgeyerek yaklaşma inanç ve kültürünün nasıl birarada -aynı insanda, aynı çehrede- yaşatıldığını; ekonomik imkansızlıklar ile sosyal insan/sosyal toplum olma arasındaki birbirinden uzak farklılığın

Kazak insanında /ve toplumunda nasıl bir yüksek sosyal seviyeye ulaştığını görecekler;

Kazak-Türk kültürü ile niçin daha önce buluşmadıklarını kendi kendilerine soracaklardır.

Kazakistan farklı bir tarihtir, farklı bir coğrafyadır ama bildik/tanıdık bir kültür ve coğrafya… Bu kültür, bugün 10 milyon kilometrekareye yayılmış tarihi zenginliklerin bozulmamış; saf, özgün, arı köklü mirasıdır.

O güleryüzdür; bir sıcak yaklaşımdır. Gönül cömertliği, eli-açıklıktır.

O, konukseverliktir; açılan kucak, kurulan sofradır. O sofrada sadece yemeğin her çeşidi, çok çeşidi değil, binlerce yılık hasretin buluşma içgüdüsü; buluşma sevinci vardır.

Bu bir kavuşmadır ki; uzaktan bilinmez…
Bu bir oluşumdur ki; bakmadan görülmez...
Bu bir güzelliktir ki; tatmadan duyulmaz…
Bu Kazakistan’dır; Kazakistan farkı ve farklılığıdır.


ALMATI
BAŞKENTLİKTEN ÇIKSA DA

Almatı Sovyetler döneminde Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti’nin başkenti.. Bağımsızlığın 5’inci yılında başkent Astana’ya taşındı..

Almatı -resmi başkent olmasa da- Kazakistan’ın bir önemli kültür merkezi olmaya devam ediyor..

Bölgenin Kazakistan ve öncesine ait tarih ve kültür mirası Almatı’da bulunan zengin müzelerde sergileniyor.

Kazakistan Ortalık Müzesi ulusal müze...
Sadece Kazakistan döneminin değil; önceki dönemlerin de işlenmiş madeni eşyaları; eski yaşamın maket görüntüleri; yurt/ve çadırları Kazakistan Ortalık Müzesi’nde sergileniyor.

Milli Müzik Aletleri Müzesi, bir yaşayan müzik, sanat, folklor merkezi...

Eski-yeni ortak müzik aletleri burada sergileniyor. Müzik resitalleri ve şölenleri burada yapılıyor.

Ülke içinden ve dışından Almatı’ya gelenlere Kazak müziği, Kazak folkloru, ve Kazakistan’ın yaşanan sanat hayatı Ulusal Müzik Aletleri Müzesi’nin renkli salonlarında, bahçe ve fuayelerinde gösteriliyor.

Göktepe Televizyon Kulesi, İstanbul’un Çamlıcası;

Bursa’nın Uludağı..

Yolu Almatı’ya düşenler, Göktepe’den Almatı’yı, gece ve gündüz seyretmeliler...

Almatı’nın pırıl-pırıl ışıklı gece manzarası da, bir yeşil atlası andıran gündüz görüntüsü de, Göktepe’ye çıkmaya değer...

Medeo Dinlenme Yeri, doğal parkları, şelaleleri, kayak merkezi, motel ve gazinoları ile bir dünya cenneti..

Almarasan Mesiresi, Medeo benzeri bir dinlenme yeri; bağ-bahçe ile zenginleştirilmiş sulak, tabii güzellikler… İnsan doğasının suyu ve yeşili niçin sevdiği bu güzelliklerle daha iyi anlaşılıyor.

Almatı Merkez Camii ve Külliyesi, Kazak halkının bağımsızlıktan sonra-çoğu- kendi imkanlarıyla inşa ettikleri bir kompleks... Kazakistan dini yönetim merkezi bu külliyede...

Camii, dinî tören ve toplantıların yapıldığı salonları ile Almatı’nın dinî merkezi...

Tolgar”, “Miçurin”, ve “Nikolayevka”, Almatı çevresinde, Türkiye tarafından, Türk camii mimarisi uygulanarak kubbeli-minareli camilere kavuşturulmuş yerleşme yerleri...

Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile Türk halkının hayır ve himmet, eli oralara kadar uzanmış.

GÜNEY KAZAKİSTAN: “EVLİYALAR DİYARI”

Güney Kazakistan, maneviyat ulularına ait türbelerin, hatıraların, eserlerin yaşatıldığı ve yaşandığı; “Evliyalar Diyarı” diye anılan tarih-yoğun bereketli bölge...

Türkistan, Sayram, Kazıkut, Sazak, Otrar, Tanaz (Jambıl) ve Güney Kazakistan’ın idare, sanayi, kültür, turizm merkezi Çimkent bu bölgede..


1500 YILLIK KENT: TÜRKİSTAN

Türkistan şehri; Türk dünyasının ortasında bir kutlu kent..

Oğuz Han’a, Kazak Hanlıklarına başkentlik etti. Samaniler ve Harzemşahlar döneminde siyasi merkez oldu. 16 yy.’da bütün Türkistan’ın manevi başkenti olma onuruna ulaştı.

1500 yıllık tarihi boyunca -birden çok dönemde- en canlı kültür, ticaret ve medeniyet merkezi oldu.

Oğuz Han’dan itibaren bütün dönemlerde, dinî düşünce ve çalışmalarda merkez olma özelliğini koruyan Türkistan, 2000 yılında tarihinin 1500’üncü yılını kutladı.

Ahmet Yesevi, adını ondan aldı; O’na adını verdi.
Bu şehirde büyüdü, Türklüğü bu şehirde büyüttü.
Türkçeyi ve Türklerin Müslümanlığını bu şehirde pekiştirdi, güçlendirdi.

 

Emir Timur, dünya saltanatını,  O manevi başbuğdan aldığı himmete bağladı.

Müslüman-Hristiyan-Musevi-Budist; bütün inananlar O’ndan himmet aldı, himmet istedi.

 

Türkistan bugün bir bilim başkenti...

Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Kutlu Türkistan’a, bilimin kutsallığını da kattı.

 

Türkistan, Ahmet Yesevi ile “kutluluk” kazanmıştı. O’nun adına kurulan üniversite ile çağın bilimlerinin aydınlığını da sıfatlarına kattı.

 

Türkistan’ın tarihi 1500 yıl öncelerden başlar.

Ondan yanan ışık, nice yüzyılları aydınlatacak.

Türkistan bu kutlulukla ebediyen yaşayacak..

 


AHMET YESEVİ GERÇEĞİ

“Kazakistan” deyince akla gelecek bir önemli misyon Ahmet Yesevi gerçeği...

Pir-i Türkistan yani Uluğ Türkistan’ın ulusu/büyüğü “Hoca Ahmet Yesevi”nin doğduğu “Sayram” ve görkemli türbesinin bulunduğu “Yesi” -bugünkü adıyla Türkistan- Kazakistan’ı bereketlendiren bir “yüm” olarak; bu ülkede bulunuyor.

Türkiye ve Kazakistan Cumhuriyetleri tarafından O’nun adına kurulan Türk dünyasının “ilk” ortak üniversitesi “Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi” de…

Ahmet Yesevi, Ortaasya’dan-Balkanlara Türklüğümüzü-Müslümanlığımızı borçlu olduğumuz bir büyük veli…

“Türkçe”nin gelişmesini , zenginleşmesini;

“İslamiyet”in doğru yorumunu;

“Milli Kültür”ümüzün inançlarımıza bağlı oluşumunu O’na borçluyuz.

“Bugün Türk dünyası birbirine yeniden kavuşurken buluşma ve birleşme noktası Ahmet Yesevi’nin adı, fikirleri ve hizmetleri olmalıdır.”

Kazakistan’ın bu kutlu kentinde, adına kurulan çağdaş bilim ocağı; Türkiye’nin finans ve projesiyle onarılarak ziyarete açılan görkemli türbe ve külliye; daha önemlisi, ilk Buharalı dervişten -Türk İstiklal Savaşının manevi mimarlarına ve günümüze kadar Türk dünyasının manevi bereketi olmuş bütün gönül, bilim ve siyaset adamlarının çabaları O’nun tarihî, manevi, ebedî ve otantik misyonu üzerinde gelişen; büyüyen hizmet ve himmetlerdir..

Bu misyon daha da büyümeli, büyütülmelidir.. Kazakistan ve Türkiye Cumhuriyetleri’nin yöneticileri, iki ülkenin ortak projelerinin önüne “Ahmet Yesevi” adını koymakla bunun kalıcı işaretini vermişlerdir. Zira “Ahmet Yesevi” gerçeği, sadece Kazakistan’ın değil; Türk dünyasının değişmez, ortak manevi varlığıdır.

Büyük Velî adına Emir Timur tarafından yaptırılan türbe, o tarihlerden bu yana bir inanç merkezi, bir ziyaretgah; özellikle Sovyet döneminde bir manevi sığınak olmuş; her dinden insanların inancını ayakta tutmuştur.

Ahmet Yesevi Külliyesi; Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti tarafından resmi proje ile tamir edilmiş; 2000 yılında -onarılmış hâliyle- yeniden ziyarete açılmıştır.

TÜRKİSTAN’I DİRİLTEN YENİ SOLUK: AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ

“HAhmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi” Türkiye ve Kazakistan Cumhuriyetleri işbirliğinin ilk somut adımı...

6 Haziran 1991 tarihinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in buyruğu ile –ulusal bir üniversite olarak- kurulmuş; 31 Ekim 1992’de yapılan ikili bir anlaşma ile Kazakistan’ın ortak üniversitesi haline getirilmiş; bu anlaşma ise 29 Nisan 1993 tarihinde 3904 sayılı kanunla TBMM tarafından yasalaştırılmış; 4 Mayıs 1993 gün ve 21571 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

 

Üniversite’nin Mütevelli Heyet Başkanlığı Ankara’da; Rektörlük ve bölümleri Kazakistan’dadır…

 

Üniversiteye Kazakistan ve Türkiye dışından, bütün bağımsız, federe Türk Cumhuriyetleri ile Özerk Türk bölgelerinden -belli bir kontenjan dahilinde- öğrenci alınmaktadır.

 

Üniversitenin Türkiye ve Kazakistan’da aynı alan ve aynı düzeyde eğitim veren yükseköğretim kurumları ile denkliği bulunmaktadır.

 

 


NİÇİN TÜRKİSTAN?

NİÇİN AHMET YESEVİ?

Üniversitenin adının Ahmet Yesevi olarak tercihi sebepsiz değildir. Zira Ahmet Yesevi’nin tebliğ ve öğretilerinin 10 temelinden biri bilimdir. Üniversiteye “Bilimi öne alan din anlayışının temsilcisi” Ahmet Yesevi adının verilmesi, bu nedenle isabetli olmuştur.

Üniversitenin Türkistan’da kurulması da sebepsiz değildir. Zira  Türkistan, Türk topluluklarını aynı inanç temelinde buluşturan; bu manevi zenginliği Asya’nın, Afrika’nın ve Avrupa’nın derinliklerine kadar taşıyan iradenin pişirilip-yoğrulduğu tarihi kültür merkezi ve başkentidir.

Türkistan, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra tarihinin ihtişamını yaşatacak ve Türk dünyasının önünü “Bilgi Çağı”na açacak böyle bir uluslararası soluğa layık idi..

Nitekim Kazakistan Cumhurbaşkanı N. Nazarbayev;

“-Türkistan’da kurulan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi kardeş iki halk arasındaki ilişkiyi güçlendirecek ve Türkistan’ı Türk dünyasının ortak ilim merkezi yapacak.” demek suretiyle; bir yandan Türkistan’ın eski ihtişamını geri getirmeyi dilemiş; diğer yandan Kazakistan’ın – ve Türk dünyasının- önüne Ahmet Yesevi’yi ve O’nun mirasının bir parçası olan “Bilim” ve “Eğitim”i koymuştur.

 

Türkiye-Kazakistan Cumhuriyetlerinin resmi işbirliği ile kurulan; Türk dünyasının ilk ortak üniversitesi olan Ahmet Yesevi Üniversitesi, bu bilinçli adımın ilk örneğidir.

 

 

 

Ahmet Yesevi Üniversitesi, Türk dünyasını “Bilgi Çağı”na hazırlayan iradeyi temsil ediyor.
Ortaasya bozkırları bugün bu toparlayıcı, bütünleştirici solukla yeşeriyor.
Türkistan, coğrafyayı vatan yapan iradeye yeniden ev sahipliği yapıyor. Bu iradenin yönlendirdiği beyinler, Türk dünyasının gönül beraberliğini, gönülden birlikteliğini gönül levhalarına bir dantel gibi işliyorlar.

 

Türkiye’den-Kazakistan’a, Kazakistan’dan-Türkiye’ye uzanan el Türkistan’da yerleşke oldu; stüdyo-kitaplık-kütüphane oldu; sınıf-dersane-derslik oldu; kültür merkezi-kültür elçisi-buluşma çizgisi oldu; kısacası bir birleştiren “el”, bir buluşturan "dil" oldu…

 

Kazakistan çöllerinde, Orta Asya bozkırlarında yankılanan bu ses geçmişin değerlerini günümüze taşıyan; geleceğin problemlerini kucaklayan bir çare oldu.

 

 

PEYGAMBER ELÇİSİ "ARSLAN BABA"

 

Halk müfekkiresinde, Hz. Peygamberin sohbetinde bulunduğuna ve O’ndan “Yesi”li Ahmet”e bir emanet getirdiğine inanılan ARSLAN BABA türbesi Türkistan’a 27 km mesafede…

 

Türk halk inançlarına göre “Sahabi” olduğu; Hz. Peygamberden aldığı bir “özel” emaneti küçük Ahmet’e teslim ederek O’na bir “misyon” yüklediği kabul edilen Ahmet Yesevi’nin Hocası Aslan Baba Türbesi, “Yesevi Külliyesi/ve türbesi”ni ziyaret edenlerin aynı inanç ve saygı ile koştukları bir ziyaret yeri... Bozkırın ortasında bir ribat ( küçük kale ) görünümündeki yapı, içerisinde mescit ve sandukaların bulunduğu bölümleri ihtiva ediyor.

 

Geniş bir bozkırın kendi halinde biteviyeliği içerisinde kendisi de bir “emanet” ve paha biçilmez “Miras” olan türbenin, içinde muhafaza edilenin hatırına  daha bakımlı hale getirilmesi; gönüllü bir himmet ile yakın çevrenin yeşillendirilmesi; bir manevi koşu ile oraya gelenlere hizmet verecek eklentilerin inşası; hep söylenilen, dile getirilen bir istek…

 

GEVHER ANA, küçük Ahmet ana-babadan öksüz kaldıktan sonra O’nu büyüten; Aslan Baba’nın bıraktığı kabul edilen “Emanet”i O’na teslim eden ablası... O’nun türbesi de müze-kent Türkistan’da...

 


FARABİ’NİN ŞEHRİ "
OTRAR"

 

Otrar, büyük İslam bilgini Farabi’nin doğduğu şehir.

Farabi adına dikilen abide ve adına kurulan müze bu şehirde, eski Yunan felsefesini kendine mahsus özgün yorumlarıyla geliştiren ve Batı Rönesans’ının önünü açan Farabi’nin hatıraları ile buluşmak isteyenler; Otrar’a uğramalıdırlar.

 

Otrar, Türkistan’a 70 km mesafede bir bakımlı, sevimli kent. Bozkırın biteviyeliğine mola verdiren bir yeşil vaha…

 


GÜNEY KAZAKİSTAN’IN
MERKEZİ: ÇİMKENT

 

Çimkent, Güney Kazakistan’ın Eyalet merkezi. Havaalanı, birden çok üniversite, fabrika ve tesisler Çimkent’i hem resmî /idarî merkez, hem de bir kültür merkezi hâline getirmiş.

 

Aksu Jabağılı Millî Parkı, dinlenme yerleri, şelâleleri ve hayvanat bahçesi ile bu yoğun kendi dinlendiren tabii zenginlikler…

 

Sarıağaç Mesire yeri ise kaplıcaları, konukevleri, dinlenme yerleri ile şehrin akciğeri…

 


MASLAHAT TEPESİ

 

Kültepe ya da Maslahat Tepesi, Orta Kazakistan’da tarihi Orda Başı.. Savaş ve barışa bu tepede kanar verildi. 1193 yılında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan arasında “Ebedî Dostluk Antlaşması”da tarihi fonksiyonuna uygun olarak bu tarihî Maslahat Tepesi’nde aktedildi.

 

Uludağ, Abılay Han Devri’nden başlayarak, Orda’ların savaşa /cenge çıkarken toplandıkları son hareket noktası..

 

Üst Yurt, Batı Kazakistan’da “Yesevî Kültürü”nün yoğun olarak yaşandığı ve yaşatıldığı bölge..

Türkmenistan sınırındaki bu bölgede, Anadolu’daki “Mevlit” geleneği gibi, Ahmet Yesevi’nin şiir ve deyişlerinin topluca okunduğu “Hikmet Günleri” tertibedilir. Sözlü Edebiyat’ın bu geleneksel töre ve törenleri halk inançlarını yaratan gelenekler olmuştur.

 

Kızılorda, Dede Korkut Şehri. Korkut Ata Üniversitesi ve zengin maden yatakları, Kızılorda’nın zenginlikleri…

Doğu Kazakistan, Abay’ın vatanı... Cengiz Dağları bu bölgede…

 


KAZAKİSTAN, TABİAT HARİKASI BİR COĞRAFYADIR

Kazakistan, Volga Nehri’nden –Altay Dağları’na; Ortaasya çöllerinden-Sibirya Bozkırlarına; 2 milyon 717 bin 300 kilometrelik, tabiat harikası bir coğrafyadır. Kazakistan’ın doğu ve güneydoğusunun dışındaki yerlerin büyük bölümü ovalardan ve bozkırlardan oluşur... Aral Gölü ile Hazar Denizi arasında Üstyurt ve Mangışlak Ovaları; Mangışlak Ovalarının kuzeyinde Kara Tav, Ak Tav Dağları; Balkaş Gölü’nden batıya uzanan Kızıl Ray ve Karkaralı Dağları; Kazakistan’ı Sibirya’dan ayıran Gökçe Tav, Ulu Tav ve Bayan Aul Dağları; uçsuz-bucaksız Sibirya Ovalarının Kazakistan içine uzanan bölümünde yeralan çok sayıda göl,; ülke genelinde 7000’den fazla akarsu bu büyük coğrafyanın doğal zenginlikleridir...

 

 

KAZAKİSTAN HAKKINDA İSTATİSTİKİ BİLGİLER

 

Resmi Adı                        : Kazakistan Cumhuriyeti

Başkenti                          : Astana  Nüfus: 500.000. (2004 tahmini)

Bağımsızlık Tarihi            : 16 Aralık 1991

Yüzölçümü                      : 2.717.000 km2

Nüfusu                           : 17 milyon (2004 yılı tahmini)

Dili                                 : Kazakça (Resmi), Rusça (halklararası anlaşma dili)

Yönetim Biçimi                 : Cumhuriyet

Devlet Başkanı                 : Nursultan Abişilu NAZARBAYEV

Para Birimi                       : Tenge. (2008 yılı itibariyle 1$: 120 Tenge)

Okuma-Yazma Oranı         : % 98 (Erkek: % 99, Kadın: 96)

Önemli Kentleri                : Astana, Almatı, Aktöbe, Atırau, Öskomen, Taraz, Jezkazğan, Oral, Karağanda, Kızılorda, Kökşetau, Kostanay, Aktau, Pavlodar,  Petropavlovsk, Semey, Çimkent

İdari Yapı                        : 14 il ve 2 eyalet statüsünde şehir (Astana, Almatı)

Doğu Kazakistan              : Öskemen, Pavlodar, Semey

Batı Kazakistan                : Aktöbe, Atırau, Aktau, Oral

Kuzey Kazakistan             : Astana, Kökşetau, Kostanay, Torgay, Petropavlovsk

Güney Kazakistan:           : Çimkent, Kızılorda, Taraz, Almatı

Komşuları                       : Kuzeyinde Rusya Federasyonu, batısında Hazar Denizi, doğusunda Çin Halk Cumhuriyeti, güneyinde Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan.

Gayrisafi Milli Hasıla           : 52.9 Milyar $ (2003 tahmini)

Kişi Başına GSMH             : 3.100 $  (2003 tahmini)

İhracat / İthalat Toplamı  : İhracat: 6.5 Milyar $, İthalat: 9.6 Milyar $ (2002)

Karayolu                        : 189 000 km

Demiryolu                      : 14 460 km

Boru Hatları                    : Ham Petrol: 2850 km.,  İşlenmiş Petrol: 1500 km.,       Doğalgaz: 3480 km.

Ülke kodu                      : KZ

İklimi                             : Sert kara iklimi

Coğrafi Özellikleri             : Kazakistan 2 milyon 717 bin km2 'ye ulaşan topraklarıyla coğrafi açıdan pek çok farklı özellikleri içeren bir ülkedir.

Akarsuları                       : Ülkede 7.000'den fazla akarsu vardır. Akarsularının en önemlileri ülkeyi baştan başa geçerek Kuzey Buz Denizine dökülen İrtiş, İşim ve Tobol sayılabilir.

Doğal Kaynaklar              : Petrol, Doğalgaz, Kömür, Demir, Krom, Volfram, Çinko, Bakır, Altın, Kurşun, Uranyum, Titanyum, Manganez, Fosfat, Kobalt, Boksit, Molibden, Nikel, Alüminyum, Asbest, Fosfor.


COĞRAFİ KONUMU

Kuzeyde ve batıda Rusya Federasyonu, doğuda Çin Halk Cumhuriyeti (Doğu Türkistan), güneyde Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ile çevrilidir. 45°-87° doğu boylamları ile 41°-57° kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Kazakistan geniş bozkırlarla kaplı olup geriye kalan tüm arazinin yarısı çöldür.

Kazakistan dışında Doğu Türkistan'da 650.000, Moğolistan Halk Cumhuriyeti'nde 40.000, Afganistan’da 3.000 Kazak nüfusun yaşadığı bilinmektedir.

 

TARİHÇE

Geleneksel olarak göçebe olan Kazakların tarih sahnesinde etkili olmaları, Özbek Hanları devrine rastlar. Bu dönemde Kasım Han, bütün Kazakları kendi egemenliği altında toplar (1520). 17. yüzyılda ise Tavke Han, Kazak Türklerini yasal kurallara bağlar. Ancak 17. ve 18. yüzyıllarda Ruslar Türkistan'ı işgal ederler. Bu işgale en büyük tepki Kazaklardan gelir. 1783'te Sırım Batur önderliğinde Kazaklar bir ayaklanma başlatırlar fakat Çarlık Rusyasının boyunduruğundan kurtulamazlar.

Kazak önderler 1906’da halkta ulusal bilincin uyanmasını sağladılar.. 1916'da harekete geçen Kazaklar, 1917’de Umumi Kazak Kongresini toplayarak Orenburg'u başkent ilan ettiler. 1924 de otonom olarak başkentlerini Ak-Mescit'e taşıdılar. 1936'da ise Sovyetlerin bir üyesi statüsüne girdiler.

Kazakistan 1990'da egemenliğini, 1991 tarihinde ise bağımsızlığını ilan etti.

 

DEMOGRAFİK DURUMU

Kazakistan, Türk Cumhuriyetleri içinde etnik açıdan çok farklı bir yapıya sahiptir.

 

Nüfusun Etnik Yapısı (2004)

Grup                                Nüfus içindeki yüzdesi

Kazak Türkleri                          % 53.4

Ruslar                                     % 30.0

Ukrayn                                    % 3.7

Alman                                     % 2.9

Özbek Türkleri                          % 2.5

Tatar Türkleri                           % 1.7

Diğer                                      % 5.8

 

 

EKONOMİK DURUM

Kazakistan işlenebilir geniş topraklara sahip bir ülkedir. Önemli ölçüde tarım ürünü ihraç etmekte ve üretmektedir. Ayrıca bölgenin en zengin maden kaynaklarını elinde tutmaktadır. Geniş ölçüde maden çıkarma ve bunları işleme durumundadır. Ülkede; metalürji, makine, petro kimya, tekstil, tarımsal ürünleri işleme sanayii gelişmiştir.

Ülkenin ekonomik yaşamında devlet sektörü % 90 ile ağırlığını korumakta, özel sektör ise % 10 civarında bulunmaktadır. Ancak bu oranlar hergün özel girişim yönünde değişmektedir. 1991 ve 1992 de Kazak Hükümeti özelleştirmeye, mülkiyet ve serbest pazar ekonomisine girmeye başlamış ve kısa zamanda önemli mesafe katetmiştir. Bağımsızlığın ilk beş yılında, ülkenin ekonomik yaşamında devlet sektörünün yeri ancak %90 seviyesine indirilebilmiş iken, 1997 yılından sonra hızlanan özelleştirme uygulamaları sonrasında bu oran 2004 yılı başı itibariyle %25 seviyesine inmiştir.

Ülkenin zengin petrol ve gaz rezervleri bulunmaktadır. Kazakistan ekonomisi, son yıllarda hızla canlanmaya başlamıştır.

Türk Cumhuriyetleri içerisinde en zengin yeraltı kaynakları Kazakistan'da bulunmaktadır. Başlıca yeraltı kaynakları; bakır, kurşun, çinko, krom, alüminyum, astbest, barut, bizmut, krom, fosfat, titanyum, kömür, petrol ve bordur. Bunların yanında demir-çelik gibi ağır sanayi işletmeleri de bulunmaktadır.

Yirminin üzerinde termik santral günde 300 bin ton kömür tüketerek Urallar, Batı Sibirya ve Orta Asya'ya elektrik enerjisi sağlamaktadır.

Kazakistan'ın 160 bölgesinde 30 milyar varil petrol rezervi kesin olarak bilinmekte, ama bu miktarın 80 milyar varile kadar çıkabileceği tahmin edilmektedir.

 Kazakistan'da Hazar Gaz yataklarıyla birlikte toplam rezervin 6 trilyon m3’e ulaşacağı hesap edilmektedir.

Kazakistan’da geniş ve ekilebilir tarım alanları bulunmakta; başta buğday, tütün, şekerpancarı, pirinç, arpa ve diğer tarım ürünleri yetiştirilmektedir.

Geleneksel olarak göçebe olan Kazaklar, hayvancılığa her zaman büyük önem vermiş ve onları hayatlarının bir parçası saymışlardır. Ayrıca geniş Kazakistan topraklarının çayır-mera, otlak ve yaylaklarla kaplı olması hayvancılığı özendirmiştir.

Kazakistan Sanayii incelendiğinde, bu sanayiinin Sovyet ekonomisinin ihtiyacına göre ve onları karşılamak üzere planlandığı görülür. Özellikle imalat, madencilik, enerji, metalürji, kimya, petro kimya ve inşaat malzemeleri önemli yer tutmaktadır.

Kazakistan’da biri batıda, ikisi doğuda olmak üzere üç petrol rafinerisi, dokuma endüstrisi,  makine sanayii (traktörler, ziraat makineleri) ve gelişmiş kimya sanayii yeralmaktadır.

Çok geniş toprakları bulunan Kazakistan’da ulaştırma ağının en büyük temelini demiryolları oluşturmaktadır. Bu demiryolları Kazakistan ekonomisi için büyük önem taşımakta ve yük taşımacılığının % 50’sini karşılamaktadır. Yolcu taşımanın % 50’si karayolu, % 30’u demiryolu, % 2’si ise havayoluyla yapılmaktadır. Demiryolları ağı 14,460 km uzunluktadır.

 

TARIM VE HAYVANCILIK

Tarım sektörünün GSMH içerisindeki payının % 36 olduğu Kazakistan’da 220 milyon hektar tarım alanının yaklaşık % 82’si çayır-mera alanı olarak, geri kalan 3,5 milyon hektarı ise ürün üretimi için her yıl işletilmektedir. Toplam tarımsal üretimin % 40’ını bitkisel üretim ve % 60’ını hayvansal üretim oluşturmaktadır. Kazakistan’da ekilen toprakların % 6,5’ine tekabül eden 2,4 milyon hektar arazi sulanmaktadır.

 

BANKACILIK VE SİGORTACILIK

Bankacılık sektörüne yabancıların girişine de sınırlandırmalar getirilmiştir. Buna göre yabancı bankaların toplam sermayesi, Kazak bankalarının toplam sermayesinin 1/ 4’ünü aşamaz. Ayrıca yabancı banka temsilciliklerinin, tam işlevli şubeler haline gelmesi için 1 yıllık süre öngörülmüştür. Bunun yanı sıra, hükümetin, yabancı banka faaliyetlerini sınırlandırma konusunda geniş yetkileri bulunmaktadır.

 

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER

 

Kazakistan’da Yabancı Sermaye Kanunu ile kurulmuş olan 500’den fazla Türk  ve Kazak-Türk ortak şirketleri vardır. Türk firmalarının Kazakistan’da başlıca ilgi alanları şöylece sıralanabilir:

 

· İnşaat ve müteahhitlik hizmetleri, sınai tesis yapımı, hafif sanayi, gıda, madencilik, ticaret, metalürji, tekstil, telekomünikasyon, elektrik santralleri yapımı, otel ve iş merkezleri yapımı.

 

· Türkiye ile Kazakistan arasında ticari ilişkiler sürekli olarak gelişme göstermektedir. Türkiye’nin Kazakistan’a başlıca ihracatı; çeşitli gıda maddeleri, giyim eşyaları, otomatik telefon santralleri, deri işleme cihazları, sentetik halı ve kilim, zirai mücadele ilaç ve bitkileri, makarna imalat cihazları, seramik eşyalar, demir-çelik ve alüminyum ürünleri, elektrikli ev aletleri gibi kalemlerden oluşmaktadır. İthalatı ise; hayvansal ürünler, buğday, deri, alüminyum alaşımları, kalaylı demir-çelik gibi malları kapsamaktadır. 

RESMİ VE DİNİ TATİL GÜNLERİ

1-2  OCAK                    YILBAŞI

8 MART                        DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

22 MART                      NEVRUZ GÜNÜ

1 MAYIS                       KAZAKİSTAN HALKININ BİRLİĞİ BAYRAMI

30 AĞUSTOS                ANAYASA GÜNÜ

25 EKİM                       CUMHURİYET BAYRAMI

16 ARALIK                    BAĞIMSIZLIK BAYRAMI



KAZAKİSTAN’A ULAŞIM
  

Türkiye’den gidecek öğrencilerin Türkistan’a ulaşımı Türk Hava Yolları ve Astana Hava yolları ile Almatı üzerinden yapılmaktadır. İstanbul-Almatı arası yaklaşık 5 saattir.

Almatı’dan Türkistan’a ulaşım, karayolu ve demiryolu ile yapılabildiği gibi, Çimkent’e kadar uçakla, Çimkent’ten sonra karayoluyla da olabilmektedir. Almatı’dan havayolunu tercih edenler 1,5 saatlik bir yolculuktan sonra Çimkent’e ulaşmaktadır. Almatı-Çimkent arası uçak bileti yaklaşık 160 ABD Dolarıdır.

Almatı-Türkistan arasında her biri yaklaşık 1000 km. olan demiryolu ve karayolu ulaşım imkânı mevcuttur. Almatı-Türkistan arası otobüs ve tren bilet ücretleri yaklaşık 30–40 ABD Dolarıdır. Otobüsle 12–14, trenle 18–20 saatte varılabilmektedir.

Türkiye ile Türkistan arasında yaz saati uygulandığı zamanlarda- 3 saatlik bir saat farkı vardır. Uçak bilet (THY) ücretleri Ankara-İstanbul-Almatı yaklaşık 525 euro (gidiş-dönüş), İstanbul-Almatı (gidiş-dönüş) yaklaşık 475 eurodur

Ayrıca, vize almak koşuluyla, Özbekistan üzerinden de gelinebilmektedir. Bu güzergâhla gelinmesi halinde Türkiye-Özbekistan arası uçakla 4 saattir. Taşkent- Çimkent arası karayoluyla yaklaşık 280 km.dir.

VİZE
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 1 aydan az seyahatleri için vize almasına gerek yoktur. Bu sürenin aşılması durumunda vize alınması gerekmektedir. Öğrencilerimiz ise eğitim vizesi almaktadırlar.


YERLEŞKELERİMİZDE YAŞAM

TÜRKİSTAN
Üniversitemiz merkez yerleşkesinin bulunduğu Türkistan, Güney Kazakistan Eyaletine bağlıdır. Ünlü Türk düşünürü ve Türk Dünyasının ortak atası olarak kabul edilen Ahmet Yesevi’nin yaşadığı ve Türbesinin bulunduğu şehirdir. Ahmet Yesevi Türbesi, Türkiye Cumhuriyeti tarafından 2000 yılında yeniden restore edilmiştir. Türkistan şehri, Ahmet Yesevi Üniversitesi kurulmadan önce 30 bin nüfuslu küçük kasaba görümünde iken, bugün 150 bine yaklaşan nüfusuyla hızla gelişen ve büyüyen bir şehir haline gelmiştir.

Türkistan yerleşkemizde bulunan Rektörlük binası başta olmak üzere diğer eğitim-öğretim binaları, modern öğrenci yurtları, bölgenin en büyük kültür merkezi, bütün Güney Kazakistan bölgesine de hizmet verecek şekilde en son teknolojik cihazlarla donatılmış Tıp Fakültesi hastanesi, su arıtma tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, Türkiye’den gidecek akademik personelin yararlandığı lojmanlar, Türkiye ve Türk Dünyasından gelen akademik ve idari personelin kaldığı misafirhane, günde 2000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedeki yemekhane vb. binalar, Türkiye Cumhuriyeti tarafından inşa edilmiş ve hizmet vermektedir.

Üniversitemiz yerleşkelerinin bulunduğu Türkistan şehri’nde öğrencilerimiz, yerleşkelerimizde bulunan kız ve erkek öğrenci yurtlarında kalmaktadırlar. Bir yıllık yurt ücreti 105ABD dolarıdır. Hazırlık sınıflarında okuyan öğrencilerin yurtlarda kalması zorunludur. Yurtlarda kalmayan öğrencilerimiz, şehir merkezinde kiraladıkları evlerde kalabilmektedir. Türkistan’da normal bir evin kirası yaklaşık 100-150 ABD dolarıdır. Buna ısınma ve elektrik giderleri dahildir. Bir öğrencinin aylık şahsi harcamaları 250–300 ABD doları, bir ailenin aylık harcaması ise 500-600 ABD doları civarındadır.

Alışverişler genelde pazarlardan yapılmaktadır. Bunun yanında her türlü yiyecek ve içeceğin bulunduğu marketler ve mağazalar da mevcuttur. Türkistan şehrine 165 km uzaklıkta bulunan Çimkent şehrinde Türk Ramstor (Türkiye’deki adıyla Migros) süpermarketi bulunmaktadır.


HABERLEŞME
Dünyanın hemen her yeriyle gerek telefon gerekse internet vasıtasıyla haberleşme imkânı bulunmaktadır. Ülkenin her yerinde cep telefonu kullanımı da yaygındır.

BANKA İŞLEMLERİ
Türkiye’den alınan bankamatik kartlarıyla Türkistan’daki ATM makinalarından para çekme imkânı vardır. Alınan banka kartını Türkistan’da kullanabilmek için Türkiye’deki bankamatiklerden en az bir kere kullanması gerekmektedir.

HAVA DURUMU
Üniversitemiz, Kazakistan Cumhuriyeti, Güney Kazakistan Eyaletinde yer almaktadır. Genel olarak karasal bir iklimin hakim olduğu bölgede yazlar sıcak, kışlar ise soğuk geçmektedir. Yaz aylarında hava sıcaklığı 40 dereceye kadar yükselmekte, kışın ise –15/-20 dereceyi bulan soğuklarla karşılaşılmaktadır.


KENTAV
Türkistan’a 30 km mesafede kuzeyde bulunan ve modern bir görünüme sahip Kentav, yaklaşık 30 bin nüfuslu bir şehirdir.  Üniversitemize bağlı Yaygın Eğitim Merkezi, bu şehirdedir.

Türkistan-Kentav arası taksi ve dolmuşlar hizmet vermektedir. Türkistan-Kentav arası araç yolculuğu yaklaşık 30 dakikadır.

Şehirde Türkiyeliler tarafından işletilen lokantalar mevcuttur.

Kentav'da üniversitemize ait 390 kişilik yurt bulunmaktadır. Öğrencilerimiz yurtta bulunan 4-6 kişilik odalarda kalmakta, yemekhane, çamaşırhane, kantin hizmetlerinden yararlanmaktadırlar. 2008-2009 eğitim-öğretim yılından itibaren Türkiyeli öğrencilerimiz, sadece Türkistan'da bulunan yurtlarımızda kalmaktadırlar.

Yurtlarda kalmayan öğrencilerimiz ise ev kiralamaktadırlar. Kentav'da normal bir evin kirası yaklaşık 100 $’dır. Bir öğrencinin şahsi harcamaları ise yine 250-300 ABD Doları civarındadır.

Kentav şehri, sürekli büyüyen ve gelişen bir şehir konumundadır.

ALMATI
Kazakistan’ın bağımsızlıktan sonraki ilk başkentidir. Almatı sürekli göç alan, büyüyen ve gelişen bir şehirdir. Almatı’da uluslararası havaalanı vardır.

İstanbul-Almatı arası uçak yolculuğu yaklaşık 6 saat sürmektedir.

Türkistan’a gidecek öğrencilerimiz, havayoluyla ilk önce Almatı’ya ulaşmakta, oradan kara veya tren yoluyla eğitimlerini görecekleri şehirlere ulaşabilmektedirler.

 
© Ahmet Yesevi Üniversitesi | Tasarlayan ve Uygulayan Ugur Cobanoglu